Canım oğlum, 2008 Yılının kasım ayının 11. günü ben işteyken annen ben hastaneye gidiyorum diyerek icime bir ates attı o gün işin hatta günün nasıl geçtiğini hiç anlamadım bir ışık hızı ile hastanenin yolunu tuttum annen çoktan içeri girmişti beni almadılar içeriye.Devlet hastanesi sonuçta.ayın 12si oldu ama hala sen gelmiyordun ben ise hastanenin kapısında seni bekledim hep.arada annenin sesini duyup icime su serpiliyordu diyordiki oglum iyi diyorduki oglum güclü... 13ü olmuştu soguktu hava dısarıda her sigaramdan ic cekisimde düsüncelere dalıyordum meraklanmıstım artık 2 gun gecmisti. 2 günü devirmiştik ki 14ünün ilk saatinde beni cagirdilar ameliyathane kapısından dediler bekle sen burada. ve yarım saat sonra seni verdiler elime.ama sanki ömrümün en uzun yarım saati idi bütün yasamımda bunu bekliyordum. o dakka herkes kayboldu gozumden ve ben seninle başbaşa kaldım sanki film sahnesi oynatılıyomus gibi hafif loş ortamda o parıltılı gözlerinle bana bakıyordun ben ise ağlıyordum ve dua ediyordum rabbim seni bana sağ salim verdi diye.Allah anne, baba olmak isteyen herkese hayırlı evlatlar nasip etsin.
Bugün için karakterini bilemiyoruz. İnşallah vatanına, milletine, dinine hayırlı bir evlat olursun. Annen ve ben senin için elimizden geleni yapmaya çalışacağız ve her an yanında sana destek olacağız. Hayatın yükünü senin yerine biz taşımayacağız, sadece taşımanda yardımcı olacağız. Sitem etme oğlum, senin çalışkan, üretken, faydalı bir insan olmanı istiyoruz. Sen çok zeki ve hiperaktif bir çocuk olacaksın.Bu nedenle bir çok şeyi kendin başaracak ve bunun gururlanacaksın.Yaradan İnsanlara “Akıl” ile hayvanlardan ayıran bir özellik vermiş. İşte seninde bize sunulan bu nimeti en iyi şekilde kullanman için elimizden geleni yapacağız. Yoksa diğer canlılardan ne farkımız olur? İlk emir “Oku”, bunu özümsemeni istiyoruz oğlum. Sözde değil Özde özümsemeni.Ülkemizin bugünkü durumunu ne özetlemek isterim, nede dillendirmek.inşallah aklın başına gelene kadar biz durumu toparlayacağız. Yarın sen zaten bu satırları okurken tarihin aralıklarında neyin doğru neyin yanlış olduğunu en iyi şekilde göreceksin. Lakin tarih hep tekerrür eder oğlum. Sen yaşananlardan dersler alıp, yaşanmaması için elinden geleni ardına koyma. Bu sözler sana yük olmasın. Her zor görünenin basit bir çözümü vardır ve her zaman göz önündedir. Sadece karmaşık düşünme oğlum.İyiler hep kaybeder derler oğlum. Ama kazançları dünyada değil gönüldedir. Gönlün geniş olsun, o kadar geniş olsun ki, herkese kucak açabilsin. Kötülerde olsun o gönülde iyilerde. Herkesi sevebilmeyi öğren oğlum. Kötününde sevgiye ihtiyacı vardır. Belki de o kötü denilen, sevgiye aç veya sevgiyi hiç bilemediğindendir. Ona sevmeyi göster oğlum. İlkin yabancı dil konuşuyormuşsun gibi ne dediğini anlamayacaktır, ama hissedecektir.Yavaş yavaş toplumsal hayattan bireysel hayata dönüyoruz oğlum. Küçüklüğümde kapılar kilitlenmezdi. Arkadaşımın evine gittiğimde kapıyı açar girerdik. Yemek yiyorsa masaya oturur bulduğumuz tabağa kaşık sallardık. Oyun oynardık çamurda, ağaçların tepesinde, pis suların içerisinde, musluktan kanarca su içerdik serinlemesine. Belkide sen bunları hiç bilemeyeceksin. Bize karşı mahhalleler yakın iken sana kapının önü uzak olacak.Neden diye sorma oğlum, bu bir değişim süreci. Bilerek yada bilmeyerek bu sürecin içerisine giriyoruz. Çoğu değerlerimizi kaybettik. Birliktelikler çekirdek aileye kadar küçüldü. Belkide yarın çekirdek ailede kalmayacak herkes tek yaşayacak.Tek korkum, bu süreçte seni büyüdükçe kaybetmek...Şunu unutma oğlum sen doğduğunda annen ile ben birbirimize daha çok kenetlendik.Sen bizim Yaşama Sebebimizsin.
Son olarak;
Sen Annenin Karamela sepeti
Ve Babanın Balısın....
Ve ne kadar büyürsen büyü bu böyle kalacak.
Çok güzel bir yazı kanka. Oğluna olan sevgini satırlara çok güzel aktarmışsın. Allah analı babalı büyütmek nasip eder inşallah. Bebeğinizin ömrü uzun bahtı her daim açık olmasını dilerim. Bebişi kocaman öpüyorum.
YanıtlaSilAlpay